Dienstag, 20.10.2009
Li Xabûr gihiştina PKK'yiyan û gel: Meşê dest pê kir
Endamên Komên Çareseriya Demokratîk û Aştiyê yên Mexmûr û Qendîlê piştî serbest berdanê bi DTP'yiyan re ber bi girseya deh hezar kesî ve dest bimeşê kirin. Di dema otobês gihişt cem gel, slogan bilind bûn.
Komên Çareseriya Demokratîk û Aştiyê yên Mexmûr û Qendîlê li ser bangawziya Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan hatîn Tirkiyeyê, piştî serbest berdanê ber bi Qeraja Tiran a bi dehan hezar kes lê rawdiweste ve bi otobêsa hilbijartinê ya DTP'ê ve derketin rê. Koma bi parlementerên DTP'yî re gihişt cem girsey, li ser otobêsê gul avêtin gel. Girseyê jî bi sloganên, "Bijî Serok Apo" û "PKK gel e gel li vir e" PKK'yî pêşwazî kirin.
Silopi Roj TV
Barış Grunu Halkı Selamladı - Koma Gerilla ya aşti silav da xelqe xwe
Serbest Bırakılan barış grubu büyük bir coşkuyla karşılandı
Qandil, Hewler, Maxmur, Zaxo, Xabur, Habur, Silopi, Cizira Botan Amed Ankara!
ROJ TV
Barış elçileri Türkiye’de

20 Ekim 2009
Yeni_Özgür_Politika KCK Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine Türkiye gelen “Kandil ve Maxmur Barış ve Demokratik Çözüm Grupları” Habur’da yüzbinin üzerinde bir kitle tarafından karşılandı. Barış Grubu “Önderliğimizin çağrısı üzerine çözüme katkı için geldik” dedi.
İlgili Başlıklar
» Barışı kim istemez?
» Barış elçilerine destek
» Barış elçileri gönderiyoruz
» Barış grupları gönderiliyor
» Öcalan:Türkiye'ye barış grupları gelebilir
“Kandil ve Maxmur Barış ve Demokratik Çözüm Grupları” sınırdaki görkemli karşılama ile Türkiye’ye giriş yaptı. Sabahın erken saatlerinde Maxmur ve Kandil’de yapılan törenlerle uğurlanan Barış Grupları Hewlêr çıkışında buluşarak kalabalık bir konvoy eşliğinde sınıra hareket etti. Yol boyunca Güneyli Kürtlerin sevgi gösterileri nedeniyle gruplar sınıra gecikmeli ulaştı. Habur’da ise gün ışığıyla birlikte toplanmaya başlayan Kürtlerin sayısı öğlen saatlerinde yüzbini aştı. Grubun sınıra geldiğinin duyulması üzerine alanda coşku doruğa çıktı. “Öcalan”, “PKK halktır, halk burada” ve “Kürdistan sizinle gurur duyuyor” sloganları bölgeyi inletti. KCK Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla Kandil ve Maxmur’dan yola çıkan 34 kişilik “Barış ve Demokratik Çözüm Grupları” dün Türkiye saatiyle 14:30’da Habur Sınır Kapısı’na vardı. Sabah saatlerinde Maxmur ve Kandil’den törenlerle yolculanan Barış Grupları, Güney Kürdistan’ın Hewlêr kenti çıkışında buluştu. Alkış ve sloganlarla biraraya gelen gruplar adına Kandil’den gelen grup üyesi M. Şerif Gençdağ kısa bir konuşma yaptı. Türk medyasında çıkan “Teslim olacaklar”, “TCK’nin 221. Maddesi’nden yararlanacaklar” şeklindeki haberlere tepki göstererek, “Biz Önderliğimizin çağrısı üzerine, barış sürecine katkıda bulunmak üzere gidiyoruz. Demokratik çözüm sürecine katkı sunmak için gidiyoruz, bu sürecin iyi değerlendirilmesi, halkların yararına olacaktır” dedi. Daha sonra konuşan Birinci Barış Grubu’ndan Seydi Fırat da, bu adımın kalıcı barışa dönüşmesi için, yetkililerin olumlu cevap vermesi gerektiğini söyledi.
Güneyli Kürtlerden sevgi göstesi
Konuşmaların ardından oluşturulan yüzlerce araçlık konvoy ile sınıra doğru hareket eden Barış Grupları, Hewlêr’den Zaxo’ya Güneylilerin sevgi gösterileri arasında ulaştı. Zaman zaman trafiği durduran Güneyli Kürtler, alkış ve sloganlarla Barış Gruplarını selamladı. Yaklaşık 5 saatlik bir yolculuğun ardından gruplar Zaxo’da bulunan İbrahim Halil Sınır Kapısı’na ulaştı. Grubun ulaştığının duyulması ardından, Güneyli Kürtler buraya akın etti. Beş binin üzerinde kişinin katıldığı uğurlamada Öcalan lehine sloganlar atıldı.
Kürt ve Türk yetkilileri ile görüşme
Grup sözcüleri burada Güneyli ve Türk yetkililerle görüşme gerçekleştirdi. İbrahim Halil Sınır Kapısı’nda Federal Kürdistan Bölgesi yetkilileri ile görüşen barış gruplarından 3 kişilik heyet, daha sonra aralarında merkez valisinin de bulunduğu Türkiye yetkilileri ile görüştü. Yapılan bu ilk görüşmede Barış Grupları heyeti, yanlarında getirdikleri mektupların basın önünde merkez valisi ve cumhuriyet savcılarına verilmesini istedi. Bu arada, grupların ifade işlemlerine girmesi beklenen 45 avukat ile askeri yetkilier arasında 2 avukatın alınmamasından dolayı tartışma çıktı. Amed Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar’an devreye girmesi ile de sorun çözülemedi. 2 avukat içeri alınmadı.
Habur’a geçtiler
İbrahim Halil Sınır Kapısı’nda yaklaşık 2,5 saat süren görüşme trafiğinin ardından Barış ve Demokratik Çözüm Grupları iki otobüs ile Türkiye-Güney Kürdistan sınırları arasındaki köprüden geçerek Habur Sınır Kapısı’na geldi. Burada arabalardan inen grup üyeleri öncelikle sağlık kontrolünden geçirildi. Ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen özel yetkili 4 savcı ile Silopi Cumhuriyet Savcısı’na ifade vermek üzere idare binasına geçti. İfade işlemine aralarında Diyarbakır Baro Başkanı Av. Mehmet Emin Aktar, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Amed Temsilcisi Av. Muhsin Bilal ve İnsan Hakları Derneği Amed Şube Başkanı Muharrem Erbey’in de bulunduğu 43 avukat da hazır bulundu. Barış Grupları ile ilgili işlemleri Hükümet adına İçişleri Bakanlığı’ndan bir müsteşar da tüm gün takip etti. Gazetemiz basıma yazırlandığı sırada grup üyelerinin ifade verme işlemleri devam ediyordu.
Av. Aktar: 221. Madde’ye karşıyız
Bu arada sınırda gruplara ilişkin açıklamada bulunan Diyarbakır Baro Başkanı Av. Mehmet Emin Aktar, tartışılan 221. Madde’ye şiddetle karşı çıktı. Aktar, Çözüm Gruplarının birer temsilci olduğunu ifade ederek, “Bizim savunmamız TCK’nın 221. Maddesi’nde yer alan ‘Etkin pişmanlık’ hükmüne göre olmayacak. Çünkü gelenlerin böyle bir talebi olmadığı için biz de adli makamlardan etkinlik pişmanlığın uygulanması yönünde bir talepte bulunmayacağız. Çünkü gelenler tıkanan bir sürecin önünü açmak maksadıyla geleceklerini ifade ediyorlar. Pişman oldukları için gelmiyorlar. Dolayısı ile en kötü ihtimal gelecek gruptakiler savcılık sorgulamasından sonra tutuklanma talebi ile Nöbetçi Mahkeme’ye sevk edilseler bile biz tutuklanmanın bir tedbir olduğunu bu nedenle serbest kalmaları talebinde bulunacağız” dedi.
DTP Eşbaşkanları sınır kapısında
Öte yandan, Silopi’de bulunan DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk ve Emine Ayna, DTP Milletvekilleri, belediye başkanları, İstanbul Bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, Türkiye Barış Meclisi üyeleri, 1999 yılında yine barış için Türkiye’ye gelen 1. ve 2. Barış Grubu üyeleri, Yazar Ahmet Telli, Gazeteci Ece Temelkuran, ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Haydar İlkel, Sosyalist Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kahya ile çok sayıda aydın, yazar ve sanatçı da Habur Sınır Kapısı’ndaydı.
Habur böyle bir gün görmedi!
Barış Gruplarının yolda olduğu sıralarda Habur’a adeta akın vardı. Günün ilk ışıklarıyla karşılama için Kürdistan’ın dörtbir yanından yola çıkanlar Habur’daki TIR Garajı yanındaki alanda biraraya gelmeye başladı. Öğlen saatlerine doğru karşılamaya gelenlerin sayısı yüzbinin üzerine çıktı. Kadın ve erkekler yöresel kıyafetleri ile katılırken, 7’den 70’e her kesimden insan, barış grupları için alanda buluştuktan sonra, “Onurlu barış elçilerini selamlıyoruz”, “Güneşin yoldaşlarını selamlıyoruz” pankartları ile “Çözüm adresi Önder Apo’dur” “Önder Apo ve KCK samimiyetini gösterdi şimdi sıra hükümet ve devlette”, “Önder Apo’nun temsilcileri muhatap alınmalı” yazılı dövizler taşındı.
‘PKK ve Öcalan sloganları inledi’
Bayram havasında geçen karşılama öncesi bekleyiş sürerken alanda kurulan çadırlarda yemekler yapıldı, DTP’li belediyelere ait ambulanslar da alanda hazır bulundu. Kadınlar sarı, kırmızı ve yeşil puşileri ile renk cümbüşü oluşturdu. Alanda yüzlerce Öcalan posteri ve Demokratik Konfederalizm bayrakları taşınırken, sahneden ise MKM’li sanatçılar ile yerel sanatçılar söyledikleri şarkılarla halkı coşturdu. DTP tarafından 4 bin görevli alanda konumlandırılmasına rağmen halkın belirlenen alandan taşmasından dolayı zaman zaman kontrol etmekte güçlükler yaşandı. Karanlık çökmesine rağmen alandaki coşku hiç dinmedi. PKK ve Öcalan lehine sloganların yankılandığı alanda yüzbinlerce kişi büyük bir coşku ile Barış Grupları’nın Türkiye’ye geçişini bekledi.
Sınır araç trafiğine kapatıldı
Habur Sınır Kapısı sabah saatlerinden itibaren araç trafiğine kapatılırken, çevresi de ise çevik kuvvet polisleri ve askerler tarafından sarıldı. Yine Habur’a 500 metre kala polisler ve askerler tarafından yollarda barikatlar kuruldu, gazetecilerin çekim yapmasına izin verilmedi. Sınır Kapısı’na sinyal karıştırıcı jammerler yerleştirilirken, ulusal ve uluslararası çok sayıda basın kuruluşu da alanda ve sınır kapısında yerini aldı. Şırnak Valisi Ali Yerlikaya da Habur’a giderek incelemelerde bulundu.
Konvoyda kaza
Öcalan’ın çağrısı üzerine, Maxmur Mülteci Kampı’ndan yola çıka Barış ve Demokratik Çözüm Grubu’nun içinde olduğu konvoyda meydana gelen kazada, bir kişi yaşamını yitirdi. Sabah saatlerinde yola çıkan konvoyda bulunan bir araç Hewlêr’e bağlı Maxmur İlçe çıkışında şarampole yuvarlandı. Meydana gelen kazada, araçta bulunan Ahmet Çetin adındaki yurttaş hayatını kaybetti.
DİHA/ŞIRNAK-ZAXO
Yeniözgürpolitika
Montag, 19.10.2009
Silopî ji pêşwazîkirinê re amade ye
Silopî ji pêşwazîkirinê re amade ye
Amadekariyên ji bo pêşwazîkirina Komên Aştiyê yên li ser bangawaziya Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan ji Mexmûr û Qendîlê tên temam bûn. Li derî ji bo muamaleyên fermî yên koman jî ode hatin avakirin û hate zanîn ku hemû muamele dê bên tomarkirin. Hevserokê DTP'ê Ahmet Turk ku berî ji bo pêşwazîkirina koman derbasî Silopiyê bibe gora Parlementerê DEP'ê Orhan Dogan ziyaret kir, anî ziman ku Dogan bi hesreta aştiyê jiyana xwe ji dest daye û dê heta dawiyê têkoşîna wî bidomînin.
Amadekariyên pêşwazîkirina Komên Aştiyê yên Qendîl û Mexmûrê bên, li Şirnex û navçeyên wê bi dawî bû. Piştî daxuyandina hatina koman heta niha şev û roj li Şirnex û navçeyên wê şev û roj xebat hatin meşandin. Ji bo pêşwazîkirinê li Qeraja Tiran a kîlometreyekê dûrî Deriyê Sînor ê Habûrê kon hatin vedan. Her wiha li derî tedbîrên berfireh hatin girtin. Hevserokên DTP'ê Ahmet Turk û EmîneAyna, Cîgirê Serokê Giştî yê ODP'ê Haydar Îlken, Cîgirê Seroka Giştî ya Partiya Sosyalîst Mustafa Kaya, Parlementerê berê Alî Îbrahîm Tutu, ji Meclisa Aştiyê ya Tirkiyeyê Îmam Canpolat, Azîme Bîlgîn, Abdullah Kahraman, Nusret Dogruak, Şînîn Tunç, Aygul Bîdav, Aysel Dgan, Yuksel Genç, Alî Şukru Aktaş, Gulten Uçar, Serokê Rêxistina Partiya Sosyalîst a Stenbolê Kadîr Akin, Serokê Giştî yê ÎHD'ê Ozturk Turkdogan û Helbestvan Ahmet Tellî, Dayîkên Aştiyê, ÎHD, TÎHV, MEYA-DER û gelek saziyên din dê beşdarî pêşwazîkirina seat di 10.00'an dest pê bike, dibin. Bi dehan pêrêzerên amade bûn jî dê bi muameleyên fermî re eleqedar bibin. Turk jî piştî serdana gora Dogan derbasî Silopiyê bû.
'Daxwaza wî jî avêtina van gavan bû'
Hevserokê DTP'ê Ahmet Turk û parlementerên DTP'ê çûn serdana gora Parlementerê DEP'ê yê berê Orhan Dogan û qurnefil nanîn ser. Parlementer Turk, li ser gora Dogan wiha got: "Ji bo azadiya gelê me meşek me ya dîrêj bû. Di vê meşa bi nirx de hind hevalên me em tenê hiştin. Me ji bo baweriyên wan pêk bên û azadiya gelê me, meşa we hmer dom kir. Em bi biryar in ku heta behna me hebe, em dê bimeşin." Turk, diyar kir ku Dogan, jiyana xwe ji bo avakirina aşîtiyê dabû û komên aşîtiyê yên bên û gavên ku dê bên avêtin daxwaza Dogan jî bû. Turk û parlementerên li gel, derbasî Baroya Şirnexê û loqala Şirnexê bûn û bi Serokê Baro Nuşerevan Elçî re û perêzêran re hevdîtin çêkir.
Li Silopiyê coş bi dawî nabe
Li Navçeya Silopî ya Şirnexê piştî hatina komên aşîtiyê hate bihîstin, heta derengiya şevê pîrozbahî hatin li dar xistin. Duh êvarî jî bi sedan kesên ku li Taxa Şehît Harun Boyê hatin cem hev, heta saetên şevê yên dereng li ser stranên kurdî govend gerandin. Şaredarê Silopiyê Emnî Togurlu ku beşdarî pîrozbahiyê bûn, ji bo bi awayekî komên aşîtyiyê bên pêşwazîkirin, bang li gel kir ku beşdarî merasîma pêşwazîkirinê ya Garaja TIR'an kir. Dîsa li Taxa Yenîşêhîrê ya Yine Silopiyê, şahiya ku heta êvarî dom kir, di saetên êvarî de bi hatina endamên 1'emîn Kama Aşîtiyê Aysel Dogan, Îmam Canpolat û Yuksel Genç, coşa gel derket asta herî jor. Koma aşîtiyê ku beşdarî pîrozbahiyan bû govend gerandin. Endama 1'emîn Koma Aşîtiyê Aysel Dogan, destnîşan kir ku dê koma aşîtî bi hevre pêşwazî bikin û bi hevre govendê bigerînin.
Ji bo komên aştiyê odeyên taybet û dozgerê berpirsiyariyên taybet
Ji bo komên aşityê yên li sînor tên Tirkiyeyê dê dozgerekî û dadgerekî taybet li derê sînor li benda koman bibin. Ji bo mamileyên koman pêkbînin li Derê Sînor yê Haburê odeyên taybet tên amadekirin. Hate zanîn Waliyê Şirnexê Alî Yerlîkaya, diyar kiriye ku komên tên dê wekî mêvanan pêşvazî bikin tu nerihetî li hemberî koman pêkhayê.Hate zanîn hemû muamileyên ferî yên komê dê bê qeydkirin. Li sînor komê dê heyat Hevserokên DTP'ê û wekîlên DTP'ê parêzar jî dinav de dê bi gulan pêşvazî bikin. Gelek endamên çapemeniyê li deriyê sînor li benda komanin û pêşvazîkirinê tenê dê TRT Û Anadolu Ajansi bi şopîne. Heke komên aşiyê bên berdan dê bi seda wesayîtan derkevin rê û serCizîr, Nisêbîn, Qoser, Mêrdînê re derbasî Amedê bibin. Hate zanîn cihê komên aştiyê lê derbas dibin dê bi girseyî bên pêşvazî kirin û fînala wê jî dê li Amedê pê bê. Hate zanîn li Derê Sînor yê Haburê desturê didin TIR'an lê ji bo wesayîtên taybet destur tuneye. Ji bo şopandina komên aştiyê rojnamegerên li Kurdistan Federal tên jî destur nehate dayîn.
Televizyona ROJ
http://www.roj.tv/news/120/ARTICLE/4937/2009-10-19.html
Montag, 21.09.2009
Xelkê Silopiyayê cejin pîroz nekir!
Xelkê Silopiyayê jî doh cejin remezanê pîroz nekir.
Cejn Silopi
Televizyona Kurd Roj
Dienstag, 15.09.2009
Li Silopiyê serdagirtinên malan: 9 kes hatin binçavkirin
Li Navçeya Silopiya Şirnexê di encama serdagirtinên malan de 9 kes hatin binçavkirin.
Yekîneyên Mîdûriyeta Polîsan a Şirnexê li taxên Cudî, Barbaros, Karşiyaka, Başak, Ofîs û Şehîd Harun Bey di ser malan de girt. Di encama serdagirtinan de endamên YDG'ê Emîn Goren, Kezban Tanboga, Suleyman Şavluk, Mazlum Kunur, Abdullah Kunur, Velî Kunur jî di nav de bi tevahî 9 kes hatin binçavkirin. Hate zanîn ku di destê polîsan de lîsteyek kesên ben binçavkirin heye. Kesên binçavkirî li Midûriyeta Polîsan a Şirnex û Silopiyê tên girtin. Sedema binçavkirinan nehat zanîn.
Televizyona Kurdi Roj
Montag, 10.08.2009
Aram Tîgran ji komayê barkir ebediyetê!
NETKURD
Aktuelbûn: 2009-08-08 11:17:20

Hunermendê navdar Aram Tîgran ji komayê şiyar nebû û jiyana xwe ji dest da. Tîgran 75 salî bû û bo muîzka kurdî xizmetek mezin kir.
Hunermendê bi eslê xwe ermen û ji Kurdistana binxetê, Aram Tîgran li Atînayê jiyana xwe ji dest da.
Roja berê xwîn daweribîbû mejiyê Tîgranî û ketibû komayê. Doktoran diyar kiirbû ku hêvî kêm e û weka wan digot nema ji komayê şiyar bû.
Aram Tîgranê bi salan bi dengê xwe yê xweş klamên kurdî digot û weka kurdekî bi êşên kurda diêşiya bi şahiyên wan şa dibû, di 15.01.1934 de li Qamiloyê hat dinê û hê di biçûkiya xwe de dest bi muzîkê kir. Tîgranî pêşiyê bi zimanên kurdî, erbeî û ermenî klam digotin lê paşê meyle wî bi giranî kete ser kurdî.
Bi dehan albûmê Tîgranî hene.
NetKurd
Donnerstag, 09.07.2009
Diyarbakır'daki 'cinsel işkence'ye İstanbul'da tepki
12:28
Diyarbakır'da sivil polislerin yaptığı ev baskınında DÖKH Üyesi bir kadına 'cinsel işkence' uygulanmasına yönelik tepkiler büyüyor. Yaşanan olayı şiddetle kınayan kadın örgütleri, yapılan saldırıyı tüm kadınlara yapılmış bir saldırı olarak değerlendirdiklerini belirterek, olayın peşini bırakmayacaklarını bildirdi.
İstanbul'daki kadın örgütleri Diyarbakır'da bir ev baskınında 4 sivil polis tarafından evde bulunan Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) üyesi bir kadına yönelik yapılan 'cinsel işkence'ye tepki gösterdi. Saldırıyı salt Kürt kadınlarına yönelik değil tüm kadınlara yönelik bir saldırı olarak değerlendirdiklerini belirten insan hakları savunucusu Av. Eren Keskin, devletin 4 yıl öncesine kadar 'namus' cinayetlerinde indirim uyguladığını belirterek, 'namus' cinayetlerinin devlet eliyle desteklendiğini bu nedenle polisin, askerin, kocanın, babanın yada herhangi bir erkeğin uyguladığı şiddetin sistemden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.
Diyarbakır'da yaşanan olayın hiç şaşırtıcı olmadığını belirten Keskin, 'Cinsel işkence hala bir devlet politikası olarak uygulanmaya devam ediyor. Suçlu olan sadece asker ve polis değil, suçlu olan onları yeterince sorgulamayan savcılar, dava açılsa bile beraat kararı veren hakimler ve cinsel işkenceyi belgelemeyen adli tıp hekimleridir' dedi. Bütün bunların bir sistematiğin parçaları durumunda olduğunu dile getiren Keskin, Diyarbakır'da yaşanan olayın bunun hiç değişmediğinin en açık göstergesi olduğunu söyledi.
'Cinsel şiddet savaş politikasıdır'
Diyarbakır'da polis tarafından uygulanan cinsel taciz olayının devletin Kürt kadınlarına yönelik uygulanan farklı bir şiddeti ortaya koyduğunu belirten Gökkuşağı Kadın Derneği Üyesi Zehra İpek, bu şiddetin içerisinde hem erkek şiddeti hem de devlet şiddeti olduğunu belirterek, saldırıyı kınadı. Bu saldırıya karşı aktif bir şekilde mücadele edeceklerini ve tepkilerini ortaya koyacaklarına dikkat çekerek, bütün kadınların cinsel şiddete, özellikle devlet kaynaklı cinsel şiddete tepki vermelerini istedi. İpek, 'Devlet kaynaklı cinsel şiddet savaş döneminin uygulamış olduğu politikalardan bir tanesidir. Dolayısıyla böylesi bir barış sürecinde savaş politikalarına karşı gelmek için kadınlar her türlü şiddete karşı mücadele etmelidir' dedi.
'Bu saldırı kadınları susturmayacak, korkutmayacak'
Diyarbakır'da yaşanan cinsel taciz ve tecavüz tehdidinin devletin muhalif kadınlara yönelik baskılarda kullandığı bir yöntem olduğunu vurgulayan İMC Kadın Dayanışma Derneği Üyesi Serpil Kemalbay, 'Kürt sorunuyla ilgili çözüm arıyoruz' yaklaşımı içerisinde olan hükümet açısından gerçeklerin açığa çıktığı bir durum olduğunu söyledi. Yaşanan saldırıyı şiddetle kınadıklarını söyleyen Kemalbay, kadınlar olarak tepkilerini ortaya koyacaklarını ve mücadele edeceklerini söyleyerek, 'Biz kadınlar olarak taleplerimizi bu konuda ki çözüm önerilerimizi sokakta meydanlarda dillendirmeye devam edeceğiz. Bu kadınları sindirmeyecek, korkutmayacak' dedi.
'Kürt kadını şahsında bütün kadınlara gözdağıdır'
DÖKH ve DTP ile Dayanışma Kadın Platformu Üyesi Gülseren Pusatlıoğlu ise Diyarbakır'daki taciz olayının arka planında Kürt kadını şahsında bütün kadınlara yönelik sindirme politikası olduğunu ifade etti. Daha önce de yaşanan buna benzer olayların hafızalardan silinmediğini kaydeden Pusatlıoğlu, aynı saldırının demokrasi emek ve barış güçlerine yönelik, özellikle Kürt kadın hareketine yönelik saldırıların devam ettiğini söyledi. DÖKH aktivisti bir kadına yapılan saldırının aynı zamanda Kürt kadın hareketi içerisindeki kadınlara ve bir bütün kadınlara gözdağı vermek olduğunu vurgulayan Pusatlıoğlu, Kürt kadınlarıyla dayanışma mücadelesi içerisinde aktif yer alacaklarını söyledi.
'Bu işin peşini bırakmayacağız'
Kürt kadınlarına yönelik 'cinsel işkence' olayının ilk olmadığını belirten DTP Kadın Meclisi Üyesi Gülistan Dehşet, Kürt kadın mücadelesinin bu tür saldırılar üzerinden vurulmaya çalışıldığını belirterek, sistemin Kürt kadınlarına bu noktadan saldırdığını söyledi. Kürt kadın cephesi olarak dün olduğu gibi bu günde Türkiyeli kadınlarla bir araya gelerek dayanışma içersinde bulunacaklarını ve bu saldırıya karşı tepkilerini ortaya koyacaklarını ifade eden Dehşet, bu işin peşini bırakmayacaklarını söyledi. Saldırıda aynı zamanda tehdit bulunduğunu kaydeden Dehşet, 'Cinsel işkence gerçekleştirilirken ardından tüm arkadaşlarına aynı şekilde cinsel işkencenin yapılacağı şeklinde tehditler yapılıyor. Bu saldırıyı sistemin ve devletin bir yaklaşımı olarak ele alıyoruz' dedi. Daha önce de benzer kimi olayların üstünün örtüldüğünü ve kapatıldığını ifade eden Dehşet, bu gün tekrardan Kürt kadınlarının cinsel işkenceyle karşı karşıya kaldıklarını aktardı. Yapılan bu saldırının Kürt kadınlarını çalışmalardan alıkoymayacağını belirten Dehşet, 'Tam aksine bizi daha fazla mücadeleye yöneltecektir' diyerek saldırıya karşı tepkilerini ortaya koyacaklarını söyledi.
İSTANBUL (DİHA)
Gündem Online
Donnerstag, 26.03.2009
Ex-Generäle der Verschwörung beschuldigt
25. März 2009, 22:17
53 Militärs, Polizisten und Journalisten in Causa Ergenekon angeklagt
*
Ankara - Ein türkisches Gericht hat am Mittwoch offiziell Vorwürfe gegen 53 frühere Generäle, Polizisten und Journalisten im Zusammenhang mit einer Verschwörung zum Sturz der Regierung von Ministerpräsident Recep Tayyib Erdogan erhoben. Insgesamt stehen 219 Personen wegen des Verdachts vor Gericht, als Teil des säkularen Netzwerks Ergenekon den Sturz der islamisch orientierten Regierung vorbereitet zu haben.
Hohen Ex-Militärs droht lebenslange Haft
Die beiden angeklagten Ex-Generäle Hürsit Tolon und Sener Eruygur sind die ranghöchsten Militärs, die in dem Fall vor Gericht stehen. Bei einer Verurteilung droht ihnen lebenslange Haft. Beide haben die Vorwürfe - Bildung und Leitung einer terroristischen Vereinigung zum Sturz der Regierung - zurückgewiesen. In Anklageerhebung erfolgte kurz vor den Kommunalwahlen am kommenden Sonntag, die das Land am Bosporus zwischen der gemäßigt-islamischen Regierungspartei AKP und der säkularen Opposition polarisieren.
Der Prozess soll am 20. Juli beginnen. Ebenfalls angeklagt sind ein Journalist der laizistischen Zeitung "Cumhüriyet", Mustafa Balbay, sowie Tuncay Özkan, der ehemalige Eigentümer des säkularen Fernsehsenders KanalTürk. Auch ein ehemaliger Rektor der Universität Istanbul und ein früherer Vorsitzender der Universitätsbehörde YOK wurden im Zusammenhang mit den Ergenekon-Ermittlungen festgenommen. Bisher erfolgten 219 Festnahmen. 113 von diesen wurden verhaftet.
Ein weiterer General, Cemal Demizoz, wurde am Mittwoch im Zusammenhang mit verschwundenen Unterstützern von kurdischen PKK-Rebellen in den Neunziger Jahren verhaftet. Der General wurde seit Montag von den Sicherheitsbehörden einvernommen. Er war von 1993 bis 1996 Chef der paramilitärischen Polizeikräfte in Cizre in der Provinz Sirnak gewesen. In jüngster Zeit waren in der Gegend Massengräber mit Leichen von mutmaßlichen damaligen Opfern gefunden worden. (APA/AP)
Quelle://derstandard.at
Sonntag, 22.03.2009
Newroz a We Pîroz be!
Newroz a we pîroz be!
Newrozi to piroz bet!
Newroztan piroz bet!
Roza Newîye sima xêr bo!
Newroz bombarek!
A Happy Newroz!
Ein glückliches Neues Newroz Fest!
Newroz Bayraminiz Kotlu olsun!

Foto: http://www.gundem-online.com
Silopi-Berlin News