Donnerstag, 19.01.2012
Jandarma taburundan kemik çıktı
Silopi'nin Görümlü Beldesi'ndeki Jandarma Tabur Komutanlığı'nda faili meçhul kazısı yapılmaya başlandı. Kazıda bazı kemik parçaları bulundu.
Askeri taburda faili meçhul kazısı VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN
Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Görümlü Jandarma Tabur Komutanlığı'nın bulunduğu bölgede başlatılan kazı çalışmasına havanın kararması nedeniyle ara verildi.
Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı Vekilliğince yürütülen soruşturma kapsamında, bir tanığın beyanları doğrultusunda Silopi Görümlü Taburu'nda, sabah Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan kazı çalışmaları havanın kararmasıyla durduruldu. Kazı çalışmasına yarın sabah devam edileceği belirtildi.
Kazı çalışmalarını izleyen Şırnak Baro Başkanı Avukat Nuşirevan Elçi, çıkışta yaptığı açıklamada, gün boyunca devam eden kazılarda 3 adet kemiğin bulunduğunu belirterek, çalışmalara yarın devam edileceğini söyledi.
Avukat Tahir Elçi ise bir askeri personelin daha önce verdiği beyan üzerine saat 11.00 sıralarında iş makineleriyle başlatılan kazı çalışmaları sırasında bir kaç kemik parçasının bulunduğunu belirterek, "Bunlar muhafaza altına alındı ancak ceset kalıntısına ulaşılmadı. Bugünkü kazı havanın kararması nedeniyle sona erdi. Yarın saat 09.00 aynı bölgede kazı çalışması yeniden yapılacak" dedi.
Kayıp 6 köylüden 19 yıldır haber alınamıyor
Görümlü Beldesi kırsal kesiminde 13 Mayıs 1993 tarihinde çıkan ve 2 askerin şehit olduğu çatışmadan bir gün sonra Görümlü'ye bağlı Derecik Mezrası'ndan gözaltına alınan 6 kişiden 19 yıldır haber alınamıyordu.
Diyarbakır'daki kazıda 15 kişiye ait kafatası
Bu arada Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ahmet Karaca, tarihi İçkale'de insan kafatasları bulunması üzerine başlatılan kazı çalışmalarında bugüne kadar 15 kişiye ait kafatası ve bunlara ait çok sayıda insan kemiği çıkarıldığını bildirdi.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ahmet Karaca, yaptığı yazılı açıklamada, 11 Ocak 2012 günü Sur ilçesi İçkale mevkisinde bulunan eski cezaevi yanında Diyarbakır Müze Müdürlüğü görevlilerince kanal alt yapı çalışmaları sırasında 8 meçhul insan kafası ile insana ait olduğu düşünülen çok sayıda kemiklerin bulunması üzerine soruşturma başlatıldığını belirtti.
Kazı çalışmalarının ilk günlerinde elde edilen kemiklerin "DNA'ların tespitinin mümkün olup olmadığı ve ölüm tarihinin belirlenmesi" için Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderildiği bildirilen açıklamada, "Daha sonraki günlerde elde edilen kemikler ise başsavcılığımızca muhafaza altına alınmış olup, bunların da bilahare Adli tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderilmesi palanlanmaktadır. Soruşturma kapsamında kazı çalışmalarının başladığı günden bu yana 15 kişiye ait kafatası ve bunlara ait çok sayıda insan kemiği çıkarılmıştır" denildi.
Haber cnn türk
Freitag, 28.10.2011
Birand: Devlet BDP'ye düşman
28 Ekim 2011 Cuma 12:24
Gazeteci Mehmet Ali Birand, bugünkü yazısında Devleti temsil edenlerin yılların birikimiyle BDP’ye ters baktıklarına dikkat çekerek, “Açık söylemek gerekirse, BDP’lileri düşman gibi görüyorlar” diyor.
Birand, bölgenin çoktan bölünmüş olduğunu belirterek, “Bölgede iki devlet var. Biri BDP-KCK oluşumu, diğeri de T.C Devleti” diye belirtiyor.
Posta gazetesindeki “Devlet BDP’lileri yanına çekmedi” başlıklı köşe yazısında, Van depreminde yaşanan karmaşanın nedenlerine cevap arayan Birand’a göre bu karmaşanın temelinde BDP ile devlet çekişmesi yatıyor. “Kürt kökenli vatandaşlarımızın bir bölümü, her aksaklığın faturasını devlete çıkarıyor. Devlet de BDP' lilere kucak açmıyor, hatta çalışmalardan dışlıyor. Van'da her attığım adımda bir KCK temsilcisiyle karşılaştım. Ateş püskürüyorlardı. Eğer bir olay çıkmadıysa, bunda Van Belediye Başkanı Bekir Kaya' nın çok rolü oldu. Deprem bölgesinde geçirdiğim günlerde, fazla konuşulmayan, fazla üstüne gidilmeyen bir garipliği hissettim.”
“Ortada açıkça bir devlet- BDP çekişmesi var” diyen Birand, Devleti temsil edenlerin, yılların birikimiyle, BDP' ye ters baktıklarına işaret ediyor.
Birand yazısında devamla şunları belirtiyor: “Belki tepedeki yetkililer değil. Örneğin, koordinasyonu yürütmekle sorumlu olan Vali Münir Karaloğlu ile konuştuğunuzda farklı bir yanıt alıyorsunuz. Ancak onun hemen alt kadrolarına indiğinizde durum değişiveriyor.
BDP’LİLERİ DÜŞMAN GİBİ GÖRÜYORLAR
Dün de değinmiştim.
Vali ‘Koordinasyon merkezine gelmediler, bir defa bile uğramadılar. Davetiye mi çıkarmamız gerekir’ derken, tüm teşkilatının işbirliğine hazır olduğuna dikkat çekiyordu. Ben Vali'nin içtenliğine inanabilirim de aynı şeyi konuştuğum diğer devlet temsilcileri için söyleyemem.
Kimseyi de suçlamak niyetinde değilim.
En küçüğünden yukarıya doğru devlet bürokrasisi ve güvenlik güçleri BDP' ye farklı bakıyorlar... Tepeden bakıyorlar... Bu şekilde koşullanmışlar. BDP' yi ülkeyi bölmek isteyen bir güç olarak gördüklerinden dolayı refleksleri hep aleyhte işliyor.
Açık söylemek gerekirse, BDP’lileri düşman gibi görüyorlar.”
POLİS YÜKSEK SESLE ŞİKAYET EDENLERİ DAĞITIYOR
Sokaklarda da havanın aynen böyle olduğunu ve genelde kuşkucu bir yaklaşımın var olduğunu yazan Birand, yüksek sesle şikayet edenlerin polis tarafından dağıtıldığına işaret ediyor.
Birand şöyle devam ediyor: “Sivil toplum örgütlerinden veya BDP’li olduğu bilinen derneklerden gelen telefonlara yanıt verilmiyor... Pasif bir sırt dönme var... Sokaktaki şikayetleri dahi
BDP' lilerin organize ettiklerine, yardımları engellediklerine inanıyorlar. Bu partiyi kendilerine bir engel olarak niteliyorlar.
Diğer bir gizli kurgu, halkın tepkilerini belediyelere yönlendirme çabasında da hissediliyor. Belediyelerin hiçbir şey yapmadıklarını söyleyen, belediyelerden hesap sorulmasını isteyen devlet yetkililerinin dillerinin altında BDP'ye prestij kaybı sağlama çabası da yok değil.
Van ikiye bölünmüş bir yer. Yarısı BDP'li, diğer yarısı Ak Parti'li. Devlet ikinci kesimle daha kolay ilişki kurabiliyor, daha rahat işbirliği yapabiliyor.
Tabii o zaman da ayırımcılık filizleniyor.”
BÖLGEDE İKİ DEVLET VAR
Birand’a göre bölgede iki devlet var: “Bölgedeki KCK oluşumunu bu defa gözlerimle gördüm. Kimse kimlik kartını gösterip ‘Bak ben KCK'lıyım’ demiyor tabii. Ancak biraz konuştuğunuzda durumun vahametini hemen anlıyorsunuz. T.C. Devleti ne kadarını hapse atarsa atsın, KCK hemen boşluğu dolduruyor .
Bölgede iki devlet var. Biri BDP-KCK oluşumu, diğeri de T.C Devleti. Bu iki gücün arasında derinden derine bir yarış, bir rekabet olduğu açıkça hissediliyor.
T.C Devleti çok güçlü. Polisi, askeri, parası ve dev olanaklarıyla yenilmesi son derece zor bir olgu. Ancak halkın kalbini çalan, halkın inandığı ses ise, BDP- KCK örgütü.
Türk Devleti ile karşılaştırdığınızda tabii ki daha zayıflar, ancak sesleri yüksek çıkıyor. Özellikle devlet tarafından yeterince bilgilendirilmedikçe, dışlandıkça, istedikleri gibi hareket yeteneğine kavuşuyorlar.
Üstelik kızgınlar.
BÖLGE ÇOKTAN BÖLÜNMÜŞ
KCK tutuklamaları, BDP'nin adam yerine konmaması onları çileden çıkarmış durumda. Güçlerini ancak sokakta gösterebiliyorlar. Yine de Van Belediye Başkanı Bekir Kaya'nın sertleşmeye prim vermemesi, sorunları yumuşaklıkla çözmek istemesi, birçok olayın önlenmesini sağlamıştır. BDP sürtüşme peşinde koşmuyormuş izlenimini veriyor. Türkiye'nin her bir yanından yardım yağarken, inanılmaz bir destek kampanyası yaşanırken, sokakları ateşe vermek istemiyorlar. Aslına bakacak olursanız, onlar da karşı karşıya kaldıkları bu sevgi yumağından etkilenmişler. Memnuniyetlerini de pek gizlemiyorlar. Ancak onların derdi devletin yaklaşımı...
Bizler istediğimiz kadar birliktelik nutukları atalım, devletin şefkat dolu elinden söz edelim, bölge çoktan bölünmüş bile. İnsanların kafalarında bölünmüş. Siyah ve beyaz gibi. Kürt kökenli vatandaşlarımızın bir bölümü Ak Partili olmuş ve Erdoğan ne derse ona inanıyorlar. Diğer bir bölümü ise İmralı ve Kandil'e inanıyor.
Bizlerin, bu durumu görmemezden gelerek bir yerlere varabileceğimizi de sanmıyorum.
Tren kaçmış...
Treni tekrar yakalamanın tek yolu temelden bir tutum değişimi gerektiriyor. Buna da kimsenin niyeti yok. Kavga, dövüş, silah ve tehditle gidilebilecek hiçbir yerimiz yok. Halklar arasındaki uçurum da giderek artıyor. Bunu görmek için birkaç günlüğüne bölgeye gidip sokaktaki insanları dinleyin, ardından da resmi yetkililerin nabzını tutun yeter.” ANF
Yüksekova Haber
Donnerstag, 13.10.2011
Silopi'de 5 kişi tutuklandı
Şırnak'ın Silopi İlçesi'nde evlere yapılan baskınlarda gözaltına alınan 10 kişiden 5'i tutuklandı.
ŞIRNAK - Silopi İlçesi'nde Cudi, Nuh ve Yeşiltepe mahallelerinde polis tarafından yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 10 kişiden 5 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından dün akşam saatlerinde adliyeye sevk edildi.
Savcılık sorgularının ardından Nahide Ormanlı, Leyla Şahin, U. A. (14), H. E. (16) M. U. (17), tutuklama talebiyle Nöbetçi mahkemeye gönderildi. Mahkeme, 5 kişiyi "kentte yaşanan gösterilere katıldıkları" ve "örgüt propagandası" yaptıkları iddiasıyla tutukladı.
Gözaltına alınanlardan 5 kişi ise, halen Silopi Emniyet Müdürlüğü'nde tutuluyor. DİHA
Yüksekova Haber
Silopi'de 5 kişi tutuklandı
Şırnak'ın Silopi İlçesi'nde evlere yapılan baskınlarda gözaltına alınan 10 kişiden 5'i tutuklandı.
ŞIRNAK - Silopi İlçesi'nde Cudi, Nuh ve Yeşiltepe mahallelerinde polis tarafından yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 10 kişiden 5 kişi emniyetteki işlemlerinin ardından dün akşam saatlerinde adliyeye sevk edildi.
Savcılık sorgularının ardından Nahide Ormanlı, Leyla Şahin, U. A. (14), H. E. (16) M. U. (17), tutuklama talebiyle Nöbetçi mahkemeye gönderildi. Mahkeme, 5 kişiyi "kentte yaşanan gösterilere katıldıkları" ve "örgüt propagandası" yaptıkları iddiasıyla tutukladı.
Gözaltına alınanlardan 5 kişi ise, halen Silopi Emniyet Müdürlüğü'nde tutuluyor. DİHA
Yüksekova Haber
500'ü aşkın seçilmişi tutuklu
13 Ekim 2011 Perşembe 11:07
Şırnak'ın 2 milletvekili, 5 belediye başkanı, 2 eski belediye başkanı 16 belediye meclis üyesi, 4 il genel meclis üyesi başta olmak üzere 500'ü aşkın seçilmişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.
VEDAT YILDIZ / MEHMET AFŞAR / DİHA
1990'lı yılların başında yüzlerce köyün boşaltıldığı, faili meçhul cinayetlerin ve kayıpların neredeyse her gün yaşandığı ve maruz kaldığı hak ihlalleri ile adı "Şırnak Cumhuriyeti" olarak hafızalara kazınan Şırnak, son olarak "KCK" adı altında Kürt siyasetçilere yönelik yapılan operasyonlardan da en çok nasibini alan kent oldu. 30 Kasım 2002'de "OHAL" uygulamalarına son verilmesiyle normal yaşama geçmeyi bekleyen Şırnak'ta, 2004 yılındaki seçimlerin ardından yerel yönetimlerde ezici bir oy ile devralan DEHAP, DTP ve BDP'li belediye başkanları sürekli adli kovuşturmalar gölgesinde belediye faaliyetlerini yürüttü. "KCK" adı altında Kürt siyasetçilerin en yoğun tutuklandığı yerlerden biri olan Şırnak'ta ilkin 29 Mart 2009 yerel seçimlerinden sonra o dönem Cizre Belediye Meclis üyesi olan BDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız'ın da aralarında bulunduğu 49 kişi farklı tarihlerde "KCK Şırnak" operasyonu adı altında gözaltında alınarak tutuklandı.
Son olarak Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Şırnak ve ilçelerinde "Örgüte üye olmak" iddiası ile yapılan ikinci "Şırnak KCK" operasyonunda 64 kişiden 52 kişi tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi. 12 Haziran'da yapılan 24. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'nde yüksek bir oy oranı ile Şırnaklılar "KCK" davasından tutuklu bulunan Faysal Sarıyıldız ve Selma Irmak'ı milletvekili seçti. Seçtikleri 2 milletvekili cezaevinde olan Şırnaklıların yereldeki seçilmişleri de ikinci "KCK " operasyonunda ya tutuklandı ya da haklarında arama kararı çıkarıldı. Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın "Şırnak ve Hakkari için özel politikalarımız var" sözlerinin ardından Şırnak'ta BDP'lilere yönelik gözaltı ve tutuklamaların had safhaya ulaştırılması kent halkı tarafından, "Başbakan Erdoğan'ın talimatı ile Şırnak'ta tutuklamalar yapıldı" şeklinde yorumlanıyor.
Şırnaklı seçilmişlere 80 yıl hapis cezası
Şırnak'ta 29 Mart 2009 yerel seçimlerinden bu yana halkın oyları ile seçilen 2 milletvekili, 5 belediye başkanı, 2 eski belediye başkanı, 16 belediye meclis üyesi, 4 il genel meclis üyesi "KCK" adı altında yapılan operasyonlar kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Haklarında yüzlerce dava açılan Şırnak seçilmişlerine farklı davalardan 80 yıl hapis cezası verilirken, seçilmişlerin neredeyse tümü "örgüt propagandası", "örgüt üyeliği" ve "2911 sayılı gösteri ve yürüyüş kanuna muhalefet etmek" iddiası ile yüzlerce yıl hapis cezası alma tehlikesi ile karşı karşıya. Tutuklama furyasından nasibini alan BDP Şırnak il ve ilçe yöneticisi ile üyelerinin de aralarında bulunduğu 500'ü aşkın kişi de son 3 yıl içinde aynı gerekçeler ile cezaevine konuldu.
Tutuklanan belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri hakkında da geçtiğimiz günlerde İçişlerleri Bakanlığı tarafından resmi yazı gönderildi. Gönderilen yazıda belediye başkanlarının Anayasa'nın 127'nci maddesi 4'üncü fıkrası ile 5393 sayılı belediye kanunun 27'nci maddesi uyarınca görevden uzaklaştırıldığı bildirildi.
İki yıllık süre içerisinde Şırnak'ta tutuklanan belediye başkanları ve meclis üyeleri:
ŞIRNAK MERKEZ
23 Eylül 2011'de" KCK üyesi" olduğu iddiası ile tutuklanan Şırnak Belediye Başkanı Ramazan Uysal hakkında 16 ayrı dava açıldı. Diyarbakır'da özel yetkili mahkemelerde görülen 2 ayrı davadan Uysal'a 15 yıl hapis cezası verildi. Haklarında onlarca dava açılan belediye meclis üyeleri Abdulaziz Bilgi, Aydın Pusat, Maruf İke, Enes Külter, Cemil Yorgun ve Ayşe İrmez de "örgüt üyeliği" iddiası ile tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne konuldu. 5 belediye meclis üyesi hakkında aynı kapsamda yakalama kararı çıkartıldı. Meclis üyelerinden yedek olarak seçilen Yahya Barınç, Mehmet Çakar, Salih Gülenç ve Rıdvan Bayık da aynı gerekçeler ile tutuklandı. Şırnak eski Belediye Başkanı Ahmet Ertak da 24 Aralık 2009'da aralarında belediye başkanlarının da bulunduğu 31 kişi ile beraber tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi.
CİZRE
24 Aralık 2009'da "KCK üyesi" olduğu iddiası ile tutuklanan ve halen cezaevinde bulunan Aydın Budak hakkında 15 dava açıldı. Budak, Diyarbakır ve Şırnak'ta sonuçlanan 4 ayrı davadan 12 yıl 4 ay hapis cezası aldı. 21 Eylül 2011'de Cizre Belediye Başkan Yardımcısı Hanım Onur da, KCK üyesi olduğu iddiası ile tutuklandı. "KCK üyesi" oldukları iddiası ile cezaevinde bulunan belediye meclis üyelerinin isimleri ise şöyle: Yusuf Kalkan, Şahide Pusat, Mehmet Dalmış, Adem Göçle ve yedek üye Reşit Gün. Cizre Belediye Başkanvekili Mehmet Saçı hakkında da geçtiğimiz günlerde yakalama kararı çıkartıldı.
SİLOPİ
Silopi Belediye Başkanı Emin Toğurlu da 23 Eylül 2011'de, "KCK üyesi" olduğu iddiası ile tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Hakkında Diyarbakır ve Şırnak'taki mahkemelerde 20 ayrı dava açılan Toğurlu, sonuçlanan iki dava dosyasından 3 yıl hapis cezası aldı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Silopi Belediye Başkan Yardımcısı Kadir Kunur da, 5 Ekim 2011 tarihinde Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Silopi Belediyesi'nin tutuklu belediye meclis üyeleri: Tamer Tanrıkulu, Abdülaziz Tanrıkulu. Belediye meclis üyesi Serhat Şevişoğlu hakkında da geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yakalama kararı çıkartıldı.
İDİL (HEZEX)
İdil Belediye Başkanı Resul Sadak da, 23 Eylül 2011'de "KCK üyesi" olduğu iddiası ile tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Hakkında "örgüt üyeliği", "örgüt propagandası yapmak" ve "Gösteri yürüyüş kanuna muhalefet etmek" iddiası ile 67 dava açılan Sadak, sonuçlanan 4 dava dosyasından 5 yıla yakın hapis cezası aldı. Tutuklu belediye meclis üyeleri: Hüsnü Babat, İsa Yağbasan ve M. Salih Geçgel.
BEYTÜŞŞEBAP (ELKE)
Dün Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "KCK Kent Meclisi" soruşturması kapsamında ifadeye çağrılan Beytüşebbap Belediye Başkanı Yusuf Temel mahkemeye sevk edildikten sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Hakkında "örgüt üyeliği", "örgüt propagandası yapmak" ve " Gösteri yürüyüş kanuna muhalefet etmek" iddiası ile 17 ayrı dava açılan Temel de 2 ayrı davadan 2 yıl 8 ay hapis cezası aldı.
ULUDERE
Uludere Belediye Başkanı Şükran Sincar hakkında da geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yakalama kararı çıkartıldı. Hakkında onlarca dava açılan Sincar'a Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafında "örgüt üyesi" olduğu iddiası ile 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.
BALVEREN (GUNDİKÊ MELÊ)
Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü'ne "ifade" için çağrılan ve burada gözaltına alındıktan sonra Diyarbakır'a getirilerek Diyarbakır Özel Yetkili Savcılık tarafından ifadesi alınan Balveren Belediye Başkanı Abdurrezak Yıldız da 11 Ekim günü sevk edildiği nöbetçi mahkeme tarafından "Örgüte üye olmak" iddiası ile tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Hakkında çok sayıda dava açılan Yıldız da 15 Şubat 2010'da Şırnak'ın Balveren Beldesi'nde düzenlenen protesto yürüyüşüne katıldığı için hakkında "Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek" ve "Örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla açılan davada da 7 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
KUMÇATI (DERGULE)
Şırnak merkeze bağlı Kumçatı (Dêrgul) Belde Belediye Başkanı Abidin Durak, "Örgüte yardım yapmak" iddiasıyla 2005 yılında hakkında açılan bir davadan 3 yıl 9 ay kesinleşmiş hapis cezası aldı. 14 Ekim 2009'da cezası onaylanan Durak'ın cezaevine konulmasının ardından BDP'li belediye meclis üyesi Mehmet Demir oy çokluğuyla belediye başkanı seçildi. Dün Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "KCK Kent Meclisi" soruşturması kapsamında Şırnak'ta gözaltına alınan Kumçatı Belediye Başkanı Mehmet Demir tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
BAŞVERİMLİ
Başverimli (Tilqebin) Belediye Başkanı Sinan Uysal ve Sırtköy Belde Belediye Başkanı Nuri Akman da dün Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "KCK Kent Meclisi" soruşturması kapsamında ifadeleri alındıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.
4 İl genel meclis üyesi cezaevinde, 2'si hakkında yakalama kararı
"KCK" altında yapılan operasyonların hedefindeki BDP Şırnak İl Genel Meclis üyelerinden Emin İrmez 2009 yılındaki "Şırnak KCK" operasyonunda tutuklanırken; Ali Aktaş, Hasan Atak ve Sarya Ölmez 21 Eylül 2011 tarihinde "KCK Kent Meclisi" soruşturması kapsamında tutuklandı. BDP Şırnak İl Genel Meclis Başkanı Leyla Birlik ve BDP Şırnak İl Genel Meclis Üyesi Sıtkı Demir hakkında da aynı iddia ile yakalama kararı çıkartıldı.
BDP'li belediye başkanları, il genel meclis ve belediye meclis üyelerinin yanında tutuklama furyasından en çok da BDP İl ve ilçe örgütü yöneticileri de aldı. BDP Silopi İlçe Başkanı Bahattin Alkış son "KCK" operasyonu kapsamında gözaltına alınırken BDP Şırnak İl Başkanı Abit İke, BDP Şırnak Merkez İlçe Başkanı Abit Bayık ve BDP Cizre İlçe Başkanı Esat Malkuç'un da aralarında bulunduğu çok sayıda il ve ilçe yöneticisi hakkında da yakalama kararı çıkartıldı.
'AKP hükümeti seçimlerde alamadıkları belediyeleri siyasi operasyonlar ile almak istiyor'
Konu hakkında ajansımıza konuşan Yerel Yönetimlerden Sorumlu BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı İdris Baluken, Şırnak başta olmak üzere bölgede yapılan "siyasi operasyonlar"ın AKP hükümeti tarafından bilinçli bir şekilde yapıldığını söyledi. "AKP hükümeti seçimlerde alamadıkları belediyeleri siyasi operasyonlar ile almak istiyor" diyen Baluken konuşmasına şöyle devam etti: "AKP özellikle belediyelerde şöyle bir hesap yapıyor. Belediye meclis üyelerini tutuklayarak aritmetik hesaplamalar üzerinden sayımızı azaltmaya çalışıyor. Bu tabloyu değiştirip seçimlerde elde edemedikleri belediyelerimizi almaya çalışıyor. Henüz yargı süreci devam ederken Valilik ve İçişleri Bakanlığı tarafından Belediye başkanlarımıza yönelik görevden alınmaları hesapları yapılıyor."
'Şırnak'a özgün bir dosyayı Meclis'e sunacağız'
Şırnak halkının onurlu duruşu ile bugüne kadar diğer iktidarlara yenilmediği gibi AKP hükümetine de yenilmeyeceğini belirten Baluken, AKP'nin BDP'li belediyelerin sosyal, kültürel ve ekonomik olarak örgütlenmesine tahammül edemediğini dile getirdi. Şırnak bölgesinde yapılan siyasi soykırımın OHAL'i bile geride bıraktığını ifade eden Baluken şunları söyledi: "Gece yarılarında kapıları kırılarak evlerinden alınan belediye başkanları ve parti yöneticilerimizin tutuklanması olayı tamamen darbe dönemini anımsatıyor. Şu anda fiili bir OHAL durumu söz konusu, bir şeyin resmi olarak olmaması onun yürürlükte olmadığını göstermez. Eğer parlamenterlerimizi, belediye başkanlarımız ve belediye meclis üyelerimizi tutuklamışsanız bu OHAL değil de ne demektir. Devlet Şırnak'ı ne kadar hedef almışsa biz de BDP olarak çalışmalarımızı o derece sıklaştıracağız. Tutuklamalar nedeniyle üç defa heyet olarak Şırnak'ı ziyaret ettik. Önümüzdeki günlerde Şırnak'a özgün bir dosyayı hazırlayıp Meclis gündemine taşıyacağız."
Yüksekova Haber
Şırnak'ın 2 milletvekili, 5 belediye başkanı, 2 eski belediye başkanı 16 belediye meclis üyesi, 4 il genel meclis üyesi başta olmak üzere 500'ü aşkın seçilmişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.
VEDAT YILDIZ / MEHMET AFŞAR / DİHA
1990'lı yılların başında yüzlerce köyün boşaltıldığı, faili meçhul cinayetlerin ve kayıpların neredeyse her gün yaşandığı ve maruz kaldığı hak ihlalleri ile adı "Şırnak Cumhuriyeti" olarak hafızalara kazınan Şırnak, son olarak "KCK" adı altında Kürt siyasetçilere yönelik yapılan operasyonlardan da en çok nasibini alan kent oldu. 30 Kasım 2002'de "OHAL" uygulamalarına son verilmesiyle normal yaşama geçmeyi bekleyen Şırnak'ta, 2004 yılındaki seçimlerin ardından yerel yönetimlerde ezici bir oy ile devralan DEHAP, DTP ve BDP'li belediye başkanları sürekli adli kovuşturmalar gölgesinde belediye faaliyetlerini yürüttü. "KCK" adı altında Kürt siyasetçilerin en yoğun tutuklandığı yerlerden biri olan Şırnak'ta ilkin 29 Mart 2009 yerel seçimlerinden sonra o dönem Cizre Belediye Meclis üyesi olan BDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız'ın da aralarında bulunduğu 49 kişi farklı tarihlerde "KCK Şırnak" operasyonu adı altında gözaltında alınarak tutuklandı.
Son olarak Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Şırnak ve ilçelerinde "Örgüte üye olmak" iddiası ile yapılan ikinci "Şırnak KCK" operasyonunda 64 kişiden 52 kişi tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi. 12 Haziran'da yapılan 24. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'nde yüksek bir oy oranı ile Şırnaklılar "KCK" davasından tutuklu bulunan Faysal Sarıyıldız ve Selma Irmak'ı milletvekili seçti. Seçtikleri 2 milletvekili cezaevinde olan Şırnaklıların yereldeki seçilmişleri de ikinci "KCK " operasyonunda ya tutuklandı ya da haklarında arama kararı çıkarıldı. Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın "Şırnak ve Hakkari için özel politikalarımız var" sözlerinin ardından Şırnak'ta BDP'lilere yönelik gözaltı ve tutuklamaların had safhaya ulaştırılması kent halkı tarafından, "Başbakan Erdoğan'ın talimatı ile Şırnak'ta tutuklamalar yapıldı" şeklinde yorumlanıyor.
Şırnaklı seçilmişlere 80 yıl hapis cezası
Şırnak'ta 29 Mart 2009 yerel seçimlerinden bu yana halkın oyları ile seçilen 2 milletvekili, 5 belediye başkanı, 2 eski belediye başkanı, 16 belediye meclis üyesi, 4 il genel meclis üyesi "KCK" adı altında yapılan operasyonlar kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderildi. Haklarında yüzlerce dava açılan Şırnak seçilmişlerine farklı davalardan 80 yıl hapis cezası verilirken, seçilmişlerin neredeyse tümü "örgüt propagandası", "örgüt üyeliği" ve "2911 sayılı gösteri ve yürüyüş kanuna muhalefet etmek" iddiası ile yüzlerce yıl hapis cezası alma tehlikesi ile karşı karşıya. Tutuklama furyasından nasibini alan BDP Şırnak il ve ilçe yöneticisi ile üyelerinin de aralarında bulunduğu 500'ü aşkın kişi de son 3 yıl içinde aynı gerekçeler ile cezaevine konuldu.
Tutuklanan belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri hakkında da geçtiğimiz günlerde İçişlerleri Bakanlığı tarafından resmi yazı gönderildi. Gönderilen yazıda belediye başkanlarının Anayasa'nın 127'nci maddesi 4'üncü fıkrası ile 5393 sayılı belediye kanunun 27'nci maddesi uyarınca görevden uzaklaştırıldığı bildirildi.
İki yıllık süre içerisinde Şırnak'ta tutuklanan belediye başkanları ve meclis üyeleri:
ŞIRNAK MERKEZ
23 Eylül 2011'de" KCK üyesi" olduğu iddiası ile tutuklanan Şırnak Belediye Başkanı Ramazan Uysal hakkında 16 ayrı dava açıldı. Diyarbakır'da özel yetkili mahkemelerde görülen 2 ayrı davadan Uysal'a 15 yıl hapis cezası verildi. Haklarında onlarca dava açılan belediye meclis üyeleri Abdulaziz Bilgi, Aydın Pusat, Maruf İke, Enes Külter, Cemil Yorgun ve Ayşe İrmez de "örgüt üyeliği" iddiası ile tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne konuldu. 5 belediye meclis üyesi hakkında aynı kapsamda yakalama kararı çıkartıldı. Meclis üyelerinden yedek olarak seçilen Yahya Barınç, Mehmet Çakar, Salih Gülenç ve Rıdvan Bayık da aynı gerekçeler ile tutuklandı. Şırnak eski Belediye Başkanı Ahmet Ertak da 24 Aralık 2009'da aralarında belediye başkanlarının da bulunduğu 31 kişi ile beraber tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi.
CİZRE
24 Aralık 2009'da "KCK üyesi" olduğu iddiası ile tutuklanan ve halen cezaevinde bulunan Aydın Budak hakkında 15 dava açıldı. Budak, Diyarbakır ve Şırnak'ta sonuçlanan 4 ayrı davadan 12 yıl 4 ay hapis cezası aldı. 21 Eylül 2011'de Cizre Belediye Başkan Yardımcısı Hanım Onur da, KCK üyesi olduğu iddiası ile tutuklandı. "KCK üyesi" oldukları iddiası ile cezaevinde bulunan belediye meclis üyelerinin isimleri ise şöyle: Yusuf Kalkan, Şahide Pusat, Mehmet Dalmış, Adem Göçle ve yedek üye Reşit Gün. Cizre Belediye Başkanvekili Mehmet Saçı hakkında da geçtiğimiz günlerde yakalama kararı çıkartıldı.
SİLOPİ
Silopi Belediye Başkanı Emin Toğurlu da 23 Eylül 2011'de, "KCK üyesi" olduğu iddiası ile tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Hakkında Diyarbakır ve Şırnak'taki mahkemelerde 20 ayrı dava açılan Toğurlu, sonuçlanan iki dava dosyasından 3 yıl hapis cezası aldı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Silopi Belediye Başkan Yardımcısı Kadir Kunur da, 5 Ekim 2011 tarihinde Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Silopi Belediyesi'nin tutuklu belediye meclis üyeleri: Tamer Tanrıkulu, Abdülaziz Tanrıkulu. Belediye meclis üyesi Serhat Şevişoğlu hakkında da geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yakalama kararı çıkartıldı.
İDİL (HEZEX)
İdil Belediye Başkanı Resul Sadak da, 23 Eylül 2011'de "KCK üyesi" olduğu iddiası ile tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Hakkında "örgüt üyeliği", "örgüt propagandası yapmak" ve "Gösteri yürüyüş kanuna muhalefet etmek" iddiası ile 67 dava açılan Sadak, sonuçlanan 4 dava dosyasından 5 yıla yakın hapis cezası aldı. Tutuklu belediye meclis üyeleri: Hüsnü Babat, İsa Yağbasan ve M. Salih Geçgel.
BEYTÜŞŞEBAP (ELKE)
Dün Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "KCK Kent Meclisi" soruşturması kapsamında ifadeye çağrılan Beytüşebbap Belediye Başkanı Yusuf Temel mahkemeye sevk edildikten sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Hakkında "örgüt üyeliği", "örgüt propagandası yapmak" ve " Gösteri yürüyüş kanuna muhalefet etmek" iddiası ile 17 ayrı dava açılan Temel de 2 ayrı davadan 2 yıl 8 ay hapis cezası aldı.
ULUDERE
Uludere Belediye Başkanı Şükran Sincar hakkında da geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yakalama kararı çıkartıldı. Hakkında onlarca dava açılan Sincar'a Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafında "örgüt üyesi" olduğu iddiası ile 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.
BALVEREN (GUNDİKÊ MELÊ)
Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü'ne "ifade" için çağrılan ve burada gözaltına alındıktan sonra Diyarbakır'a getirilerek Diyarbakır Özel Yetkili Savcılık tarafından ifadesi alınan Balveren Belediye Başkanı Abdurrezak Yıldız da 11 Ekim günü sevk edildiği nöbetçi mahkeme tarafından "Örgüte üye olmak" iddiası ile tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Hakkında çok sayıda dava açılan Yıldız da 15 Şubat 2010'da Şırnak'ın Balveren Beldesi'nde düzenlenen protesto yürüyüşüne katıldığı için hakkında "Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek" ve "Örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla açılan davada da 7 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
KUMÇATI (DERGULE)
Şırnak merkeze bağlı Kumçatı (Dêrgul) Belde Belediye Başkanı Abidin Durak, "Örgüte yardım yapmak" iddiasıyla 2005 yılında hakkında açılan bir davadan 3 yıl 9 ay kesinleşmiş hapis cezası aldı. 14 Ekim 2009'da cezası onaylanan Durak'ın cezaevine konulmasının ardından BDP'li belediye meclis üyesi Mehmet Demir oy çokluğuyla belediye başkanı seçildi. Dün Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "KCK Kent Meclisi" soruşturması kapsamında Şırnak'ta gözaltına alınan Kumçatı Belediye Başkanı Mehmet Demir tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
BAŞVERİMLİ
Başverimli (Tilqebin) Belediye Başkanı Sinan Uysal ve Sırtköy Belde Belediye Başkanı Nuri Akman da dün Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "KCK Kent Meclisi" soruşturması kapsamında ifadeleri alındıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.
4 İl genel meclis üyesi cezaevinde, 2'si hakkında yakalama kararı
"KCK" altında yapılan operasyonların hedefindeki BDP Şırnak İl Genel Meclis üyelerinden Emin İrmez 2009 yılındaki "Şırnak KCK" operasyonunda tutuklanırken; Ali Aktaş, Hasan Atak ve Sarya Ölmez 21 Eylül 2011 tarihinde "KCK Kent Meclisi" soruşturması kapsamında tutuklandı. BDP Şırnak İl Genel Meclis Başkanı Leyla Birlik ve BDP Şırnak İl Genel Meclis Üyesi Sıtkı Demir hakkında da aynı iddia ile yakalama kararı çıkartıldı.
BDP'li belediye başkanları, il genel meclis ve belediye meclis üyelerinin yanında tutuklama furyasından en çok da BDP İl ve ilçe örgütü yöneticileri de aldı. BDP Silopi İlçe Başkanı Bahattin Alkış son "KCK" operasyonu kapsamında gözaltına alınırken BDP Şırnak İl Başkanı Abit İke, BDP Şırnak Merkez İlçe Başkanı Abit Bayık ve BDP Cizre İlçe Başkanı Esat Malkuç'un da aralarında bulunduğu çok sayıda il ve ilçe yöneticisi hakkında da yakalama kararı çıkartıldı.
'AKP hükümeti seçimlerde alamadıkları belediyeleri siyasi operasyonlar ile almak istiyor'
Konu hakkında ajansımıza konuşan Yerel Yönetimlerden Sorumlu BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı İdris Baluken, Şırnak başta olmak üzere bölgede yapılan "siyasi operasyonlar"ın AKP hükümeti tarafından bilinçli bir şekilde yapıldığını söyledi. "AKP hükümeti seçimlerde alamadıkları belediyeleri siyasi operasyonlar ile almak istiyor" diyen Baluken konuşmasına şöyle devam etti: "AKP özellikle belediyelerde şöyle bir hesap yapıyor. Belediye meclis üyelerini tutuklayarak aritmetik hesaplamalar üzerinden sayımızı azaltmaya çalışıyor. Bu tabloyu değiştirip seçimlerde elde edemedikleri belediyelerimizi almaya çalışıyor. Henüz yargı süreci devam ederken Valilik ve İçişleri Bakanlığı tarafından Belediye başkanlarımıza yönelik görevden alınmaları hesapları yapılıyor."
'Şırnak'a özgün bir dosyayı Meclis'e sunacağız'
Şırnak halkının onurlu duruşu ile bugüne kadar diğer iktidarlara yenilmediği gibi AKP hükümetine de yenilmeyeceğini belirten Baluken, AKP'nin BDP'li belediyelerin sosyal, kültürel ve ekonomik olarak örgütlenmesine tahammül edemediğini dile getirdi. Şırnak bölgesinde yapılan siyasi soykırımın OHAL'i bile geride bıraktığını ifade eden Baluken şunları söyledi: "Gece yarılarında kapıları kırılarak evlerinden alınan belediye başkanları ve parti yöneticilerimizin tutuklanması olayı tamamen darbe dönemini anımsatıyor. Şu anda fiili bir OHAL durumu söz konusu, bir şeyin resmi olarak olmaması onun yürürlükte olmadığını göstermez. Eğer parlamenterlerimizi, belediye başkanlarımız ve belediye meclis üyelerimizi tutuklamışsanız bu OHAL değil de ne demektir. Devlet Şırnak'ı ne kadar hedef almışsa biz de BDP olarak çalışmalarımızı o derece sıklaştıracağız. Tutuklamalar nedeniyle üç defa heyet olarak Şırnak'ı ziyaret ettik. Önümüzdeki günlerde Şırnak'a özgün bir dosyayı hazırlayıp Meclis gündemine taşıyacağız."
Yüksekova Haber
Montag, 10.10.2011
Silopî'de erkeklerin gözü kumada
10 Ekim 2011 Pazartesi
Silopi'de kuma getiren erkek sayısının çok olduğu belirtilen raporda, kadınlara yönelik şiddet ayrıntılarıyla yer alıyor.
Silopî Belediyesi Viyan Kadın Danışma Merkezi'nce "Uluslararası 2. ve 3. evlilikler sorununun Silopî'deki yansımalarını ve kadınların yaşadıkları sorunları" tespit etmek amacıyla yapılan araştırmanın sonuçları raporlaştırılarak basın toplantısıyla açıklandı. Sosyolog Gül Berki, hem kamuoyunu bu konuda bilgilendirmek hem de Silopî Viyan Kadın Danışma Merkezi'nin bundan sonraki çalışmalarına yön vermek amacıyla alan araştırması yapıldığını kaydetti.
Araştırmada basın taraması yapılıp, sorunun kamuoyuna yansıma çerçevesinin anlaşılmaya çalışıldığını belirten Berki, Silopî'ye kuma gelen 130 kadını adresleri ile birlikte tespit ettiklerine işaret etti. Berki, "Kotalı örneklem" yöntemiyle, 80 anketin Silopîli kadınlara uygulandığını belirterek, "Kotalarda üstüne kuma gelen Türkiyeli ilk eş, Türkiye dışından gelen tek eş, Türkiye dışından kuma gelen eş ve Türkiyeli kuma gelen eş şeklinde belirlendi. Anket çalışması ile birlikte, aynı kotalarla 15 kişi ile sözlü tarih çalışması da yapıldı. Sözlü tarih çalışmasında ses kaydı alınarak fotoğraflarla belgelendirildi. Bunların yanı sıra Silopi Belediyesi'ne bağlı evlendirme dairesinden son 6 yılın evlenme verileri ile birlikte Silopi Devlet Hastanesi'nden son 8 ayın şiddet ve intihar verileri alındı" dedi.
Araştırma öncesi kamuoyu tarafından uluslararası evliliklere ilişkin gündeme gelen bazı ön kabullerin tespit edildiğini kaydeden Berki, "Bunlar yüksek başlık parasından şikayet eden erkeklerin yurtdışına yönelmesi, yurt dışından gelen kadınlarla daha iyi anlaştıkları, o kadınların Türkiye'nin gelişmişliğini takdir edip, Türkiye'ye yerleşme hayali kurduğu şeklindeydi. Fakat araştırmamızla birlikte bu kabullerin gerçek olmadığını tespit etmiş bulunmaktayız" diye konuştu.
'Sorun görünenden daha derin'
Berki şunları kaydetti: "Anket çalışmasında kadınların evlendikleri zaman kendilerine ödenen başlık paraları sorulmuş ve en fazla paranın aslında yurtdışından gelen kumalara ve yurtdışından gelen ilk eşlere verildiği tespit edilmiştir. Yani Silopili erkeklerin bu yönelimi ekonomik nedenlerle değildir.
Silopili erkekler yurtdışına yönelmiş, yurtdışındaki kadınlar hem Türkiye'ye gelmeyi hem de kumalığı kabul etmiş. Kadınların yüzde 84'ü görücü usulüyle evlenmiş ve yüzde 79'u evliliği kendi rızasıyla kabul etmiştir. Yüzde 42'si de eşiyle akrabadır. Yüzde 85'i kuma geleceğini bildiği halde yüzde 40'ı nasip-kısmet deyip kabul etmiştir. 'Ailem beni zorladı' diyenlerin oranı yüzde 15 iken, Türkiye'de yaşamak isteyenlerin oranı sadece yüzde 5'dir."
Yüzde 63'ü 20 yaş altında evlendirilmiş
Sözkonusu kadınların yüzde 63'ünün hayat hakkında genel bir deneyim elde edemedikleri, 20 yaş altında evlendiğini ifade eden Berki, yurtdışından kuma gelen kadınların 'nasip-kısmet' diyerek, kabul ettiklerini belirtti.
Araştırmaya göre, Yurtdışından gelen kadınların kendilerine sürekli yabancı muamelesi yapıldığı ve söz konusu kadınların sürekli baskı altında tutulduklarının belirtildiği raporda, kuma gelen yabancı kadınların yüzde 21'i şiddet gördüğünü itiraf ettiği belirtiliyor. Berki, bu oranın daha yüksek olduğunu düşündüklerini ifade ediyor.
Yüzde 90'ı kuma olacağını biliyor'
Araştırmada, hem yabancı ülkelerden kuma gelen kadınlar hem de Türkiye içinden kuma gelen kadınlarla çalışma yapıldığı belirtilirken, kadınların yüzde 90'ının kuma olacaklarını bildikleri kaydediliyor. Berki, "Durumu bilsin veya bilmesin, kabullensin veya kabullenmesin kadınların yüzde 80'i üzerine kuma geldiğinde üzüntü yaşamış. Fakat yine de yüzde 80'i eşinden ayrılmayı düşünmemiş. Tüm kadınların yüzde 90'ı kumalarıyla iyi geçindiğini belirtiyor" dedi.
Bir merkez açılmalı
Çalışmada, kadınlar Silopî Viyan Kadın Danışma Merkezi'nden öncelikli olarak kadının bilinçlendirilmesi ve kadın haklarının öğrenilmesine katkıda bulunmalarını isterken, şunlar kaydedildi: "Çoğunlukla sorunlarını içlerine atan kendini ifade etme yolları kapalı olan kadınların, bilinçlendirilmesi, desteklenmesi ve dayanışmalarının sağlanması bizler açısından öncelikli hedefler olmalıdır. Fakat sorunun yerel bir sorunu aşan uluslar arası bir sorun olması, soruna farklı bir boyut katmaktadır. Veriler de göstermiştir ki bu sorun sayısal olarak da artmaktadır. Hem bu nedenle hem Kürt kadınlarının ortak sorunları konusunda çalışılması amacıyla; Ulusal Kürt kadın birliğinin sağlanması gerekmektedir. En azından Federal Kürdistan Bölgesi, Türkiye, Suriye ekseninde ortak çalışacak ve bu ülkelerde bir şubesi olacak bir merkezin kurulması gerekiyor."
DİHA/ŞIRNEX
Samstag, 27.11.2010
Li Sîlopiyê 50 hezar kes salvegera PKK’ê pîroz kirin
Sat, 27 Nov 2010 08:03:00
32. salvegera damezrandina Partiya Karkerên Kurdistan (PKK) li Silopiyê ji aliyê deh hezaran kes ve bi coşek mezina hat pîrozkirin.
Li Sîlopiyê 50 hezar kes salvegera PKK’ê pîroz kirin
32. salvegera damezrandina Partiya Karkerên Kurdistan (PKK) li Silopiyê ji aliyê deh hezaran kes ve bi coşek mezina hat pîrozkirin. Şaredariya Sîlopiyê bi tevlîbûna 50 hezar kesan 3'yemîn Şahiya Ciwanan a Aştî û Demokrasiyê li dar xist. Di şahiyê de axaftinên kurdî hatin kirin û girîngiya ziman derket pêş.
Şaredariya Sîlopiyê li qada Newrozê 3'yemîn Şahiya Ciwanan a Aştî û Demokrasiyê li dar xist. Serokê BDP'ê yê Şirnexê Abît Îke, Serokê Navçeya Sîlopiyê Bahattîn Alkiş, Cigirê Şaredarê Cizîrê Mehmet Saçi, Seroka Meclîsa Giştî ya Bajêr Leyla Bîrlîk, Şaredarê Bajaroka Tilqebîn Sînan Uysal, Şaredarê Gundikê Melê Abdurezak Yildiz, rêveberên BDP'ê û nêzî 50 hezar kes beşdarî şahiyê bûn.
Polîsan di şahiyê de tedbîrên berfireh girtin û welatî piştî 4 noqteyên lêgerînê daketin qadê. Şahiyê bi rêzgirtinê dest pê kir. Pankartên "Roja vejînê, 27'ê Mijdarê li gelê Kurd pîroz be", "Ne îmha ne înkar di pirsgirêka kurd de muzakere", "Destên dirêjî jinan dibin bila bişkên" hatin daliqandin.
Di şahiyê de posterên kadroyên PKK'ê yên li Girtîgeha Amedê jiyana xwe ji dest dan û yên Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan hatin hilgirtin û diruşmên "Bijî Serok Apo", "Ocalan, Ocalan", "Şehîd namirin", "Bi can bi xwîn em bi te re ne ey Serok", "PKK gel e gel li vir e", "Slav slav ji Îmraliyê re hezar slav" hatin gotin.
EM Ê LI ZIMANÊ ZIKMAKÎ XWEDÎ DERBIKEVIN
Şaredarê Sîlopiyê Emîn Togurlu di şahidê de diyar kir ku, gelê kurd cejna xwe ya vejînê û qurbanê pîroz dike û wiha got: "Heger hêj kurdî di giştinameyê dadgeha de 'zimanê nayê zanîn' tê hesibandin ev taboleyeke şermazariyê ye. Kurd dê li her derê bi kurdî biaxivîn û li zimanê xwe xwedî derkevin."
Piştre Serokê BDP'ê yê navçeyê Bahattîn Alkiş, axaftinek kir û wiha got: "Di pêvajoyeka ku kurd dê ji holê rabûbana 4 ciwanên fedakar hatin ba hev û têkoşîna azadiyê dane destpêkirin, têkoşîn veguhestî tevgereke gel û gelê kurd ji nû ve vejand. Beriya 32 salan ewladên kurdan kurd ji qîrkirinê rizgarkirin."
Piştî axaftinan fişekên hewayî asîmanên Sîlopiyê ronî kirin. Şahî bi stranên Koma Laleş, Koma Aram, Koma Çiya û Kemalê Amedî û bi girêdana govendê bi dawî bû.
Çavkanî: ROJ TV
Sonntag, 19.09.2010
Van ve Silopi de uğurladı
16 Eylül 2010
Yeni_Özgür_Politika
Hakkari’de katledilen gerillalardan Ferman Özlü, Van’da; Hasan Doru ise Silopi’de onbinlerin katıldığı törenlerle toprağa verildi.
İlgili Başlıklar
» Van’dal devlet!
» Van’da pusu eylemi: 5 ölü
» TMK mağduru Berivan’a destek
» Silvan’da tarananlar sivildi
» Silvan’da çatışma
Hakkari’de çıkan çatışmada yaşamını yitiren HPG’li Ferman Özlü’nün cenazesi, Van’da onbinlerce kişi tarafından defnedildi. Şırnak’ın Silopi ilçesinde ise HPG’li Hasan Doru’yu 60 bin kişi uğurladı. Hakkari’nin Bileh û Binevşan bölgesinde 6 Eylül’de yürütülen geniş çaplı operasyon sonucu çıkan çatışmada yaşamını yitiren 9 HPG’liden Ferman Özlü ve Recep Kutlar’ın cenazeleri Malatya Adli Tıp Kurumu’ndan önceki sabah aileleri tarafından alındı. Van’ın Edremit İlçesi’nde yüzlerce araçlık konvoyla Hacıbekir Mahallesi’nde bulunan Tillo Cami’ye getirilen HPG’lilerin cenazeleri „İntikam“ pankartları eşliğinde 30 bini aşkın kişi tarafından karşılandı. Karşılamadaki izdihamdan dolayı cenazeler güçlükle camiye götürüldü.
Gerilla cenazeleri karıştı
Cenazelerin dini vecibeleri yerine getirildiği sırada HPG’li Recep Kutlar’ın cenazesinin Malatya’da aile tarafından doğru teşhis edilmesine rağmen görevliler tarafından cenaze aracına bindirilirken, Dirbesiyê doğumlu HPG’li Nuri Kahraman kod adlı Süleyman Ali’nin cenazesiyle karıştığı tespit edildi. HPG’li Ali’nin cenazesi tekrar cenaze aracıyla Malatya’ya gönderilirken, Kutlar ailesi de cenazeleri almak için tekrar Malatya’ya doğru yola çıktı.
Cenazelerde yanık izleri
HPG’li Ferman Özlü’nün cenazesi yıkanırken vücudunda yanık izlerine rastlandı. Özlü’nün cenazesinin morardığı ve derinin tamamen söküldüğünü belirten yıkama işlemini yapan din adamları ilk kez böyle bir şeyle karşılaştıklarını belirterek, cenazelerin yakıldığını söyledi. Yıkama işlemi ardından BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, BDP Van Eşbaşkanları Cüneyt Caniş, Fevziye Şiran, Edremit Belediye Başkanı Abdulkerim Sayan, MEYA-DER, Barış Anaları İnsiyatifi, KESK üyeleri, Van GÖÇ-DER, Van TUHAD-DER, belediye ve il genel meclis üyeleri, BDP il ve ilçe örgütleri temsilcilerinin de bulunduğu onbinlerce kişi cenazeyi alarak Hacibekir Mezarlığı’na doğru yola çıktı. Gençlerin önsaflarda olduğu ve nizami yürüdüğü yürüyüşte, aralıksız „Şehîd namirin“, „İntikam“, „PKK halktır, halk burada“ sloganları atıldı. Mezarlığa gelen kitle aşırı izdihamdan ötürü cenaze törenini mezarlık çevresinde bulunan yollardan izledi.
‘Eylemsizliğe cevap katliam değil’
Mezarlıkta konuşan BDP Van Milletvekili Özdal Üçer, halka cenazeyi sahiplendikleri için teşekkür ederek, „Bu nasıl bir insanlıktır ki; kutsal bir ayda, bayram öncesi, çatışmasızlık kararında olan gençlerin üzerine giderek katlediliyor. Biz bu katliamı asla kabul etmeyeceğiz. Bu çatışmasızlığa verilmesi gereken cevap operasyonların durdurulmasıydı, katliamlar değildi. Ama ne olursa olsun Kürt halkı mücadelesini sürdürecektir. Şehitlerine sahip çıkacaktır ve onların yolunda yürüyecektir“ dedi. Malatya Adli Tıp Kurumu’ndan alınan HPG’li Recep Kutlar’ın cenazesinin ise dün akşam saatlerinde Van’da defnedilmesi bekleniyordu.
Silopi’de 60 bin kişi uğurladı
Şırnak’ta önceki akşam HPG’li 2 gerillanın onbinlerce kişi tarafından defnedilmesi ardından Silopi’de HPG’li Hasan Doru 60 bin kişi tarafından uğurlandı. Silopi’de alkış ve zılgıtlarla karşılanan Doru’nun cenazesi Hacı Faris Camisi’nde yıkandıktan sonra onbinlerce kişi tarafından Başak Şehitlik Mezarlığı’na götürüldü. Yürüyüşe BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, BDP Şırnak İl Başkanı Abit İke, BDP PM üyesi Cihan Sincar, BDP Silopi İlçe Başkanı Bahattin Alkış ile Şırnak Belediye Başkanı Ramazan Uysal da katıldı. Doru’nun cenazesinin geçtiği yol güzergahı boyunca balkonlardan güller atıldı. Kürt Halk Önderi Öcalan ve HPG gerillalarının posterlerinin taşındığı yürüyüşte sık sık „Şehîd Namirin“, „Bijî Serok Apo“, „İntikam“, „PKK halktır halk burada“ sloganları atıldı. Yaklaşık 7 kilometrelik yürüyüş ardından yapılan defin töreninde izdiham yaşandı.
‘Seni özleyeceğiz, dağların gülü’
Doru’nun tabutuna sarılan anne Peri Doru, „Oğlum Kürdistan şehididir. Dağların gülü, fidanım, Hasanım, oğlum seni kalleşçe vurdular. Annen senin şanlı yolunda yürüyen bütün yoldaşlarının annesidir artık. Seni özleyeceğiz, dağların gülü“ diye ağıtlar yaktı. Doru’nun cenazesi defnedilirken hep bir ağızdan, „İro Çerxa Şoreşê“ marşı okundu.
Defin işlemi ardından konuşan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Türk Başbakanı ve Cumhurbaşkanı’na seslenerek, Kürt halkının 30 yıldır bu mücadelede evlatlarını yitirdiğini, ancak kendi haklı mücadelelerinden asla vazgeçmediğini ve bundan sonra da vazgeçmeyeceğini söyledi. Eylemsizlik pozisyonundaki HPG’lilere yönelik bayram arifesinde yapılan askeri operasyonun Kürt halkında bir infialle neden olduğu söyleyen Kaplan, devlet yetkililerine müzakere sürecini başlatmaları için çağrı yaptı: „Gökyüzümüzün yıldızı ve dağların papatyalarına sahip çıkan bu halk, yıllardır demokrasi ve barış talebini dile getiriyor. Ancak gökyüzümüzün yıldızları olan 9 Kürt gencinin eylemsizlik sürecinde yaşamını yitirmesine neden olan bu operasyon ile halkımızın barış talebi hiçe sayılmıştır. 20 Eylül’e kadar olan eylemsizlik kararı Türkiye için tarihi bir fırsattır. Barış ve demokrasinin bu ülkeye yerleşmesi için İmralı, Kandil, Kürt halkı ve BDP ile derhal bir müzakere süreci başlatılmalıdır.“ Tören ardından halk, HPG’li Doru için açılan taziye çadırını ziyaret ederek, aileye başsağlığı diledi. Cizre’de önceki gün defnedilen HPG’li Yusuf Şahin için kurulan taziye çadırı da dün, BDP’li yetkililerin de aralarında bulunduğu yüzlerce kişi tarafından kitlesel olarak ziyaret edildi.
DİHA/HABER MERKEZİ
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
Donnerstag, 16.09.2010
Hakkari'de mayin patlama
16 Eylül 2010 Perşembe 14:02
Hakkari'nin Durankaya beldesine bağlı Geçitli köyü'nde sivil minibüsün geçişi sırasında meydana gelen patlamada 9 kişi yaşamını yitirdi, 4 kişi de yaralandı.
ERKAN ÇAPRAZ - TURGUT SARİ - ZEKİ DARA / YÜKSEKOVA HABER
HAKKARİ - Hakkari'de Durankaya beldesi ile Geçitli köyü arasındaki karayolunda seyir halindeki minübüsün geçişi sırasında meydana gelen patlamada, 9 kişi hayatını kaybederken, 4 kişi de yaralandı.
Patlama Durankaya beldesi ile Geçitli köyü arasındaki karayolunda minibüsün geçişi sırasında meydana geldi. Olayda yaşamını yitiren 9 kişinin cenazesinin olay yerine sevk edilen helikopterler ile Hakkari Devlet Hastanesi Morgu'na getirildi.
Meydana gelen olayda yaşamını yitirenlerin Cani Dayan, Raife Çiftçi, Enes Erol, Abuzit İdem, Şirin Kurt, Nurullah Çiftçi, Eşref Gür, Aydın Erol, Semiha Dayan olduğu öğrenildi. Patlamada; Berivan Dayan, Doğan Özgür İdem, Sudenaz Kurt (3) ve Zeynep Kurt (11 aylık bebek) isimli vatandaşlar da yaralandı. Hakkari Valiliği resmi açıklamasında ölü sayısını 9 olarak bildirirken İHD Hakkari temsiciliği olayda 10 kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.
OLAY YERİ YAKININDA 3 SIRT ÇANTASI İLE 2 PATLAYICI DÜZENEĞİ BULUNDU
Vali Türker yaptığı açıklamada, kent merkezine 28 kilometre uzaklıktaki Geçitli köyü yakınlarında bir minibüsün geçişi sırasında meydana gelen patlamanın ardından Geçitli köyünde yaşayan çok sayıda vatandaşın olay yerine gittiğini belirtti. Patlamanın ardından bölgede güvenlik önlemi alan jandarma ekipleri ile vatandaşlar arasında kısa süreli gerginlik yaşandığını ifade eden Türker, şunları kaydetti: ''Olay yerinde yapılacak inceleme için kalabalığı bölgeden uzaklaştırmak isteyen askerler ile vatandaşlar arasında kısa süreli gerginlik yaşanmış. Yakınlarını kaybeden vatandaşların psikolojisi nedeniyle bu tür olaylar yaşanabilir. Kalabalığın güvenlik güçlerinin müdahalesiyle olay yerinden uzaklaştırılmasının ardından cumhuriyet savcımız da olay yerinde incelemelerine başlamıştır. Böylesine üzücü bir olayın bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum.'' Vali Türker, patlamanın ardından bölgeye ilk giden vatandaşların olay yeri yakınında 3 sırt çantası ile poşette 2 adet patlayıcı düzeneği bulduğunu bildirerek, ''Düzenek jandarma ekipleri tarafından incelenmek üzere muhafaza altına alındı. İncelemeden sonra patlayıcının türü ve menşei belli olacaktır'' dedi.
Bu arada, güvenlik güçleri ile vatandaşlar arasında yaşanan arbedede 2 askerin hafif yaralandığı, yaralı askerlerin helikopterle Hakkari Asker Hastanesine kaldırıldığı öğrenildi.
yüksekova haber
cnn türk haber
ntv türk haber
Montag, 22.03.2010
Silopi'de 50 bin kişi yüzünü Cudi'ye döndü

Silopi'de düzenlenen Newroz mitingine katılan 50 bin kişi Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın talebi üzerine yüzünü Cudi dağına döndü. Kaplan, 'Bu halkın talebine kulak verin' dedi.
Silopi ilçesinde Süleyman Demirel İlköğretim Okulu'nun karşısında bulunan meydanda düzenlenen Newroz kutlamaları saat 11'de ateşin yakılmasıyla resmi olarak başladı. Daha sonra meydanda bulunan 50 bin kişi demokrasi ve barış mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Saygı duruşunun ardından kitle sık sık hep bir ağızdan 'Biji Newroz', 'PKK halktır halk burada', 'Şehit namırın', 'Öcalan' sloganları attı, zılgıt çekti. Halka hitap eden sonra Silopi ilçe başkanı Bahattin Alkış, 'Burdan devlet yetkililerine sesleniyorum. Ölümler faili meçhul cinayetler, tutuklamalar bir an önce son bulsun. Bu halkın hep bir ağızdan barışı haykırdığını görmelisiniz. Güneşimizi karartamazsınız. Bu halk dimdiktir' dedi. Alkış'tan sonra Koma Laleş, Koma Nuarin ve Yasemin Göksu sahne aldı.
Bu sırada miting alanında beyaz bayraklar açıldı, Diyarbakır Cezaevi'nde bedenini ateşe veren Mazlum Doğan'ın dev posteri, konfederalizm ve PKK bayrakları açıldı. Zilan, Viyan Soran, Mizgin, Sema Yüce ve Öcalan'ın posterleri ise halk arasında dolaştırıldı.
'Bu halka kulak verin'
Maxmur Barış Grubu adına konuşan Kamil Ökten, 'TBMM'ye sesleniyorum. Kendi çıkarlarınızı bir kenara bırakın bu halkın barış, özgürlük ve demokratik duruşlarına kulak verin. Kürt halkı barıştan yana adımlar attı. Bunu görmeniz gerekir. Bu halk barış ve demokrasiye ihtiyacı vardır. Kürt halkı barışa hazırdır' ifadelerine yer verdi.
Silopi Belediye Başkanı Emin Toğurlu ise, 'Kürt halkı şimdi zalim Dehaklara karşı alanlardadır. Bu alanlar mücadele verilerek dolduruldu. Tutuklamalarla, bakılarla, inkar ve imhalarla ne kadar cezaevine atarsanız atın bu halk barış ve özgürlük mücadelesine sevdalıdır ve vazgeçmeyecektir. Siz bu halkı barış ve demokrasi için mücadele veren belediye başkanları ve DTP üyeleri gözaltına alıp tutukladınız. Cezaevi bu halka yetmiyor stadyumları bile doldursanız bu halk barış ve özgürlük taleplerinden asla vazgeçmeyecektir' şeklinde konuştu.
'Herkes yüzünü Cudi'ye dönsün'
Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan da, 'Herkes geleneksel özelliğiyle, kimliğiyle, diliyle Newroz'u kutluyor. Geçen Newroz'da arkadaşlarımız bu alanlardaydı. Fakat şimdi aramızda değiller. Onlar için hep birlikte elimi kaldıralım cezaevindeki arkadaşlarımızı selamlayalım' dedi. Kaplan'ın bu sözleri üzerine 50 bin kişi ellerini kaldırarak cezaevinde tutuklu bulunan Kürt siyasetçilerini selamladı. Kaplan, şöyle devam etti: 'Bu halk karşısında duran çeteci, Ergenekoncu, yalancı tanımıyoruz. Kürt halkı bu insanları tanımıyor. Kürt halkı bu alanlarda demokrasinin müjdecisidir. Haburun coşkusu var bu halkın gözünde. Tarih Mezopotamya ve bu dağların tarihini yazıyor. Hz. Nuh'un gemisinin suları çekildiği zaman bu dağlar gemisini kurtardı. Herkes yüzünü Cudu'ye dönsün.' Kaplan'ın bu sözleri üzerine meydanda bulunan 50 bin kişi yüzünü Cudi Dağı'na döndü.
Ay lav yu mu diyeceğiz
Kaplan, şunları söyledi: 'Kürt halkı Çanakkale'de, Kurtuluş savaşında Türk halkıyla omuz omuza mücadele verdi. O zaman birlikte başardılar. O zaman bir demokrasi vardı. Şimdi nerede bu demokrasileri. Nerde kaldı o insan hakları. Kürt halkı Anadolu'nun gülleri arasında bir renktir. Bir gülle bahar olmaz. Bizler renkler cümbüşünde yerimizi alıyoruz, bunu görün artık. Bu alanlarda Dehaklara karşı barışı çığlığını duymuyor musunuz? 2010 yılı barış ve çözüm yılı olacağını ilan ediyoruz. Zalimlere, yalancılara, hainlere bir şey söylemek istiyorum. Ağzınızdaki o sakızı çıkartın. Kürt halkı terörist değildir. Sesimiz, dilimiz, tarihimiz, kültürümüz, Memu Zin, Feqi Teyran bunlar terörist değildir. Bu Mezopotamya'nın renkleridir. Orhan Doğan arkadaşımız yoldaşımız parlamentodan alındı. Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk Kürtçe konuştukları için, Orhan Doğan Kürtçe konuştukları için ve bizim hakkımızda fezleke hazırladılar. Biz alanlarda Kürt halkına kendi dilimizle konuşmayıp da İngilizce ay lav yu mu diyelim. Biz Kürdüz Kürt. Kendi dilimizle konuşacağız. Ezilenler, halk için bu 82 Anayasası'nı değiştirelim. Bu darbecilerin anayasasıdır. Bırakın artık sahte politikalarınızı.'
Eski Silopi Belediye Başkanı Muhsin Kunur, Başverimli (Tlqebin) Belediye Başkanı Sinan Uysal ve BDP Silopi İlçe Başkanı Bahattin Alkış'ın da bulunduğu kalabalık alanı tamamen doldurunca kitle belediye bahçesini doldurmak zorunda kaldı. Miting sanatçı Diyar'ın söylediği şarkılarıyla devam etti.
Şırnak'ta davetiye dağıtıldı
Bu arada Şırnak'ta yarın yapılacak Newroz kutlaması için esnafa davetiye dağıtıldı. Davetiye dağıtımını milletvekilleri, belediye başkanları ve sivil toplum örgütleri temsilcileri ile BDP'li yöneticiler tarafından yapıldı.
DİHA
Gündem Online